Altın çamura düşmekle değer yitirmezmiş

Hepsi cesaretsizliğimizden

Altın çamura düşmekle değer yitirmezmiş

Mart 8, 2023 Uncategorized 0

Yıl 2003. Daire Başkanım yanına çağırdı. Karşına oturdum ve anlatmaya başladı. “Cemil Bey, Genel Müdüre bizi çalışmıyoruz diye şikâyet etmişler. Genel Müdür beni çağırdı. Bunları söyledikten sonra bir de namaz kılmıyormuşsunuz dedi…”

Namazla ilgili konuyu başka bir başlık altında ele aldım. Fakat çalışmıyorsunuz lafı beni derinden yaralamıştı.

Yıllar geçtikten sonra hep şöyle demişimdir. Keşke çalışmamayı becerebilseymişim.

İşte bu sıkıntılı anımı gören, bir abimiz sebebini sorduğunda “bizi çalışmıyorsunuz diye şikayet etmişler” dedim.

Çok şaşırdı mı desem, öyle bir şaşırdı mı desem… Süslü benzetmelerle betimlemeye mi çalışsam?

Hiçbirine gerek yok. Beni çok iyi tanıyan, benden öce işe girmiş olan abimiz aynen şunu söyledi:

“Senin elini bağlasalar, duramazsın, ayaklarınla iş yaparsın.”

Bir başka büyüğüm ise, başlıktaki lafı aynen söyledi:

“Altın çamura da düşse temizlersin, o yine altındır. İşte o sensin.”

Daha sonraları ise benimle yaşıt bir arkadaşım ise gülerek “seninle uğraşan çarpılır :)” demişti.

Genel Müdür, personeli tanıdıktan sonra, çalışanlarla ilgili kanaatini kendisi belirleseydi o zaman Genel Müdür olurdu. Birçokları gibi o koltuğa o da oturdu. O koltuğun hakkını verdi mi vermedi mi bilmiyorum fakat 6 küsur binlik ek göstergeyi kaptığı kesin.

Kendisi hakkında bir fikir sahibi olabilecek kadar bilgiye, zamanın Maliye Bakanının kurumla ilgili bilgi alma toplantısında sahip olmuştum.

Genel Müdürle birlikte 2 Genel Müdür Yardımcısı, 1 daire başkanı ve Bilgi İşlem Şube Müdürü olarak ben katılmıştık.

Yuvarlak bir masada oturuyorduk. Maliye bakanının sağında Genel Müdür ve 2 Genel Müdür Yardımcısı oturuyordu. Solunda Özelleştirme İdaresi Başkan Yardımcısı, Daire Başkanı ve ben oturuyordum. Dolayısıyla Maliye Bakanının tam karşısındaydım. Kurum özelleştirme kapsamında KİT olduğu için üst kurum Özelleştirme İdaresi Başkanlığı idi.

Genel Müdür atanalı 2 ay olmuştu. Genel Müdür yardımcılarından biri, Daire Başkanı ve ben kurum kökenliydik. Diğer Genel Müdür Yardımcısı ise kuruma gelen ender kaliteli idarecilerden biriydi.

Kurumla ilgili genel bilgileri bu Genel Müdür Yardımcımız sundu. Kapsamlı bilgileri ise bir sunu eşliğinde diğer Genel Müdür Yardımcısı anlattı.

Tabi Genel Müdür bu arada misafir gibi kalmıştı. Sayın Bakan Genel Müdürü misafirlik konumundan çıkarmak için ona dönerek; “şu nedir” diye soruyor, Genel Müdür “efendim ben yeni atandım” diyordu. Haliyle Bakana cevabı Genel Müdür Yardımcısı ya da Daire Başkanı veriyordu.

Sayın Bakan tekrar nezaket icabı Genel Müdüre dönerek bir soru soruyor, Genel Müdürün cevabı “efendim ben yeni atandım” oluyordu.

Aynı diyalog bir kere daha yaşanınca Bakan, “ben yeni atandım deyip duruyorsun, nereden atandın” diye sordu. “Ben falanca bakanlıkta baş müfettiştim. Oradan bu kuruma Genel Müdür olarak atandım” dedi. Atamasını yapan ise bir önceki Devlet Bakanıydı. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Devlet Bakanlığından alınıp, Maliye Bakanlığına bağlandığı için bu toplantıyı Maliye Bakanı yapıyordu.

Maliye Bakanı Genel Müdürün yüzüne bakarak “falanca bakanlık baş müfettişliği ile bu KİT’in Genel Müdürlüğü ne alaka” der demez, devamında “neyse…” diyerek konuyu kapattı.

Bu Genel Müdür aynı zamanda bir ilçede iktidar partisinin ilçe başkanının kardeşi olarak biliniyordu.

İşin gerçeği Genel Müdür bizlerin çalışıp çalışmadığını bilemezdi. Bildiği şey kendine yakın olanların, bizler (kendilerinden olmayanlar) hakkındaki iftiralarına inanmaktı. Genel Müdürlüğü hakkıyla yapmak için gelseydi, 2 ay içinde teşkilatın her şeyini kavrardı ve Maliye Bakanının önünde sorduğu basit sorular karşısında mahcup olmazdı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir